BU BAŞIMIZA GELEN NE YAV – COVİD DÖNEMİ

COVİD’den de bıktım, pandemiden de bıktım, maskeden de bıktım, hay yasakların da, ekonominin de, iklim dengesizliğinin deeee.Öyle bir dönemde gençliğimi yaşıyorum ki, yaşayamıyorum.Okulun yokluğunun boşluğunu bu kadar hissedeceğimi tahmin etmezdim.Bir şeyler öğrenmek istiyorum.Evde otururken vakit zaten çok e öğren diyenler olabilir, pandemi psikolojisi istediğim şeyleri yapmaya enerji de bulamıyorum artık.Aile ile yaşamak güzel-di.Tabii üniversiteye gidip kendi evimde yaşayana kadar.Türküz biz, üniversiteye gittin mi artık aile evinde bir odan yok artık.Gözünü seveyim öğrenci evi.Alıştın mı aile ile yaşamak batıyor insana artık.Neyse ki ara ara Ankara’ya gidiyorum da canım yatağımla birbirimizi unutmuyoruz.Bana kafamın rahat olabildiği bir yer olduğunu unutturmuyor.Mezun olup KPSS çalışmak için aile evine dönüp birkaç yıl çalışanları düşünüyorum, meğer siz ne ateşler içindeymişsiniz yahu.

”Ben, hiçbir zaman dünyayı umursamadan hayatın tadını çıkarabilen rahat bir insan olamadım. O yürek yok bende.”

Cesare Pavese

Bu sıralar bir de gelecek kaygısı tavan yaptı.Yanlış anlaşılma olmasın biz türk genciyiz bizde her zaman gelecek kaygısı vardır da, bu pandemi süreci malum sebeplerden dolayı ekonomi de sıyırdı kalan umutlarımızı.Biz de kafayı sıyırıyoruz yavaştan.Mezun olunca ne yapacağım diye düşünmekten bazı geceler uyuyamıyorum.Hacettepe’de eczacılık okurken böyle isem diğer fakülte öğrencilerini düşünemiyorum.Gerçi belki herkes benim gibi deli değildir.Staj ararken kalan umudum da puff.Öyle bir jenerasyon ki bu bizim orta yaş-yaşlı grup, ne geliyorsa başımıza onlar ve onların eziklik, dramatiklik ve garibanlık sevdasından geliyor.Mesleğini öğrenmek için bu kadar hevesli gençler var karşınızda kapı kapı geziyorlar staj bulmak için her kapı kapanıyor yüzlerine.Sen bu mesleği kime emanet edeceksin dayı? Bize öğretmezsen, keyfin kaçmasın diye anca yoluna bakarsan ne olacak mesleğinin geleceği? Zaten 100 yaşına gelip hala eczane işletiyorsunuz, yeni mezunlara meydan bırakmamaya devam.Şu zorunlu emeklilik getirilse keşke eczacılara.Eczanelerin bakkal gibi görülme sebebi de bu kazık çakmış fosil eczacılar.Kendi geliştirmiyorsun, gelişmeleri takip etmiyorsun, en yakın sağlık danışmanısın sözde eczacım.Hala dermakozmetik ürünü olmayan çok eczane var dedelerin işlettiği.Esnaf kafası ile devam ettiğiniz sürece bakkalız zaten farkımız yok.

Sosyal medya ise eczacıların yapması gerekenleri üstlenmiş influencerlar ile dolu.Şurama bu kremi kullanıyorum, kaşıma şunu kullanıyorum, yağı bol buldum malum yerime sürüyorum, aşağıya link bırakıyorum.Hadi bunlar neyse de artık ilaç önerenler de çok.Geçen bir ablamızı gördüm Coldaway C öneriyor hikayesinde.Yav ben eczacılık 4.sınıf öğrencisiyim, diş macunu soranlara bile üç kez düşünüp ancak öneride bulunuyorum.Bonibon mu bu?

Neyse ki kedimiz Muhterem geçen ay doğurdu.Dört yavrucuğumuz oldu.Ortalarda gezinip dövüşüyorlar ancak işte.Fotoğraflarını bırakacağım buraya.Onları izlemek çok eğlenceli.Refleks gibi bir şey bu, dümdüz dursa olduğu yerde gözün değse gülüyorsun, mutlu oluyorsun.

Aslında biz böyle ufak şeylerden mutlu olan insanlarız da, son zamanlarda o ufak şeylerden bile mahrum kaldık işte.Hava kararınca çıkıp bisiklet ile bir tur atmak oldukça deşarj ediyor beni ama kadın cinayetlerinin böyle herkesi dehşete düşürdüğü, kadınların twitterda 12 nisan hashtagi ile tehdit edildiği dönemde, bu da bir lüks benim için artık.Sonumuz hayrolsun diyelim.

Bir de şu sıralar dinlediğim birkaç şarkı;

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın