Nutrasötik nedir?

“Nutrasötik” terimi, tıbbi veya besleyici olarak fonksiyonel gıdaları tanımlamak için kullanılır.Tıbbi gıdalar, tasarım gıdaları, fitokimyasallar, fonksiyonel gıdalar ve besin takviyeleri olarak da adlandırılan nutrasötikler, “bio” yoğurtlar ve takviye edilmiş kahvaltılık tahıllar, ayrıca vitaminler, bitkisel ilaçlar ve hatta genetik olarak değiştirilmiş gıdalar ve takviyeleri içerir. İlaç olarak kabul edilmezler.Farmasötik dozaj formlarında satılırlar.Günlük gereksinim dozlarının altında alınan, vücudun günlük fonksiyonlarını sürdürebilmesi için besinlerle alınması gereken asgari miktarı takviye etmeye yönelik alındığında gıda desteği, bir vücut fonksiyonunu normalin üzerinde desteklemeye veya onarmaya yönelik günlük gereksinim miktarının üzerinde yüksek miktarda alımına nutrasötik tanımı uygundur.

Çeşitli hastalık durumlarını tedavi etmek için tanıtılan bu yeni ürünlerin çoğu, köklerini bitki krallığından alır.Birçok bitki kendilerini enfeksiyondan korumak için alkaloidler gibi ikincil bileşikler ürettiğinden ve bu bileşenlerin insan enfeksiyonunun tedavisinde faydalı olabileceğinden bu açık bir seçimdir. Ayrıca, birçok kültürde, hastalığın tedavisinde aktivitesi olan bitkileri tanımlamak için kullanılabilecek uzun bir bitki kullanımı geçmişi vardır.

ÖNEMLİ NUTRASÖTİKLER ve ETKİLERİ

Çay (Yeşil çay):
Terapötik alan: Kardiovasküler sağlık, kemik, cilt ve ağız
sağlığı, kanserden koruyucu, kilo verdirici (antioksidan)
Önerilen doz: 5–100 mg/gün (çay polifenolleri)

Karnitin: Karnitin esansiyel bir hücre bileşiği olup lisin
ve metioninden karaciğer ve böbrekte sentezlenir, beyinde de
sentezlendiği bilinmektedir.. Karnitinin iki izomerik formu
bulunmaktadır (D- ve L- formları), bunların farklı biyokimyasal ve farmakolojik özellikleri vardır. Doğal olan her zaman için L-karnitindir, D- formu genellikle kimyasal sentez aşamasında oluşur.
Terapötik alan: Sporcu desteği, kardiovasküler sağlık kemik sağlığı, kilo optimizasyonu, veteriner hekimlik
Önerilen doz: 2–4 g/gün

Asetil-L-karnitin: Asetil L-karnitin vücutta doğal olarak
üretilen bir amino asittir (karaciğer, böbrek, beyin), bu madde vücutta enerji üretmeye yardımcı olur, kalp, beyin ve kas
hareketleri fonksiyonları için önemlidir.
Terapötik alan: Mental sağlık, sporcu desteği, kilo düzenlenmesi
Önerilen doz: 1.5–3 g/gün

Omega-3 yağ asitleri (balıklarda): Majör yağ asidi docosaheksaenoik asittir. Terapötik alan: Eklem, kardiovasküler sistem, göz ve mental sağlık, kanserden koruyucu, kemik, solunum sistemi sağlığı, deri ve veteriner hekimlik
Önerilen doz: 2.5 g/gün

Soya izoflavonları: Soyadan çok çeşitli besinler üretmek
mümkündür (soya sosu, soya sütü, tofu vs). Soyada bulunan
başlıca izoflavonlar daidzein ve genisteindir. Diğer flavon bileşiklerinin aksine izoflavonlarda fitoöstrojenik etki görülür.
Terapötik alan: Östrojenik, kanserden koruyucu, kardiovasküler sağlık
Önerilen doz: 30–50 mg/gün

ϒ-Linolenik asit: Özellikle Oenethera biennis bitkisinin
tohumlarından elde edilir, Evening Primrose Oil ismi ile de
bilinir.
Terapötik alan: Cilt sağlığı, eklem sağlığı
Önerilen doz: 360–2800 mg/gün
ϒ-Linolenik asit (GLA) en fazla atopik egzama ve premenstrüal sendromlarda kullanılmaktadır.

Ben Kimim?

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: whatsapp-image-2019-12-31-at-3.03.21-pm.jpeg

Ben Ferda Tuncer.Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi 2017 girişli,üniversitesine ve şehrine hayran bir öğrenciyim.İlgimi çeken birçok konuda burada bir şeyler paylaşmak istiyorum sizinle.Benim için eğlenceli bir uğraş olan bu paylaşımlar umarım sizin için faydalı olur.Peki nedir ilgimi çeken konularrr.Açıkcası bu konuda doyumsuz bir gencim.Her konu hakkında fikir sahibi olmayı seviyorum.Okuduğum bölüm dolayısıyla özellikle sağlık, modern tıp ve eczacılık, tamamlayıcı/geleneksel tıp,bitkiler, ilaçlar, tıbbi cihazlar, fitoterapi, gıda takviyeleri ve kozmetik ilgi alanlarımın başında.Tabii sadece bunlar olmayacak.İzlediğim filmler, okuduğum kitaplar, diğer ilgimi çeken ve hakkında araştırma yapacağım bilimler,fizik,teknoloji,tarih,mitoloji,ya da gündemde olan/olmayan bir çok konu hakkında fikirlerim,ülkelere ait yemek kültürleri hakkında fikirlerim,kendi yöreme ya da bulunduğum yörelere ait yemekler hakkında fikirlerim ve belki deneyip çok beğendiğim tarifler,bazen güldüğüm şeyler.Belki bir karikatür köşesi (hayır 60 yaşında değilim sadece hala karikatürlere fazlasıyla gülüyorum).Hem herkesin dinlemesi gerektiğini düşündüğüm hem sadece benim olsun diyebileceğim kadar özel bulduğum günlük birkaç şarkı.Özetle gevezeliğim tuttuğunda arkadaş grubumla ettiğim sohbetlerin, konuşup tartışmak isteyeceğim onları da şaşırtacağını ya da meraklandıracağını düşündüğüm birkaç konunun bu platforma taşınması olacak.Merakınızı çekersem bu konulara ne mutluuu.Şimdiden teşekkür ederim beni ya da fikirlerimi ya da ilgi çekici bulduğum konu başlıklarını merak edip burada olduğunuz için!

Kurkumin Nedir?

Kurkumin; zerdeçalın bileşenlerinden biri.

Kurkumin; Zencefilgiller (Zingiberaceae) familyasından sarı çiçekli, büyük yapraklı, çok yıllık otsu bir bitki cinsi olan Zerdeçal (Curcuma longa) bitkisinin rizomlarından (Rhizoma Curcumae) elde edilen major biyoaktif bileşenlerin en önemlisidir. Geleneksel tıpta kurkumin; hazımsızlık, üriner sistem enfeksiyonları, karaciğer hastalıkları ve romatoit artrit gibi çok çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır.

1. Kurkuminin Antikanser Potansiyeli

Yapılan araştırmalar; kurkumin ve kurkumin analoglarının birçok kanser türünde etkili olduğunu göstermektedir. Bu derlemede de; kurkuminin birden fazla hücresel sinyal yolağını uyardığı ve çok sayıda moleküler hedefle etkileştiği bilgileri yer almaktadır. Normal hücre üzerine toksik etki göstermemesi, anti-neoplastik aktivitesinin yüksek olması, düşük molekül ağırlığına sahip olması, bu molekülü; potansiyel kemoterapötik bileşiklerin geliştirilmesinde ideal öncü molekül haline getirmektedir. Kanser dokularında sıklıkla siklin-bağımlı kinazların (CDK 4, 6, 1 ve 2) aşırı ekspresyonu, tümör baskılayıcı gen olan p53’ün ekspresyonunda azalış ve hücre döngüsü düzenleyici proteinleri olan p21, p27 ve p57’nin düzeylerinde değişim görülmektedir (26, 27). Kurkumin bu anahtar molekülleri hedefleyen alternatif bir anti-kanser madde olarak dikkat çekmektedir. Yapılan çalışmalar farklı kanser tiplerinde, farklı moleküler mekanizmalar üzerinden etkili olduğunu göstermektedir. Klinik denemelerde kurkumin kullanımının yüksek dozlarda bile güvenli olduğu bildirilmiştir (52). Kurkuminin emilimi sonrasında, yapısındaki çift bağların indirgenmesi sonucu pek çok aktif metabolit oluşmaktadır (53). Kurkumin ve indirgenmiş metabolitleri daha sonra glukuronitlere ve sülfatlara dönüşmektedir (54). Kurkuminin sudaki çözünürlüğü sınırlı (< % 0.005) olup, hidrofobik yapısı nedeni ile biyoyararlanımı oldukça düşüktür (55). Kurkuminin biyoyararlanımını arttırmak için başka ajanlarla kombinasyonu ve fosfolipit, lipozom, nanopartikül formülasyonları gibi çeşitli yaklaşımlar denenmektedir.

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın